SURETİL ANKA ( GÖKHAN IŞIKLI )

(GÖKHAN IŞIKLI) #1

kurulmuş ve bir tas çorba bırakılmıştı. Öyle acıkmıştı
ki o çorbayı kana kana içti. Suya elini uzatırken birden
define tepesindeki gölü gözlerinin önüne getirdiler. O
define heyecanıyla kendini göle atıp su içerken
görüyordu. Gözlerine inanamadı, ağzına her yudum su
aldıkça yılan ve solucan yavrularını da yutuyordu. Ama
farkında değildi. Çünkü onu o anda nefis ejderhası
çoktan yutmuştu bile.. Sofradan fırladı, kaçmak
istiyordu. Tam kapıya elini attığı sırada kapı açıldı
içeriye o zat gelmişti. Otur evladım otur, dedi. Adam;
efendim, dedi. İhtiyar; gerek yok evladım, gerek yok..
Olan oldu biten bitti, sen söyle bakalım miden nasıl
oldu? Adam utancından hiç konuşamadı, bunu gören
ihtiyar zat şöyle güzel bir sureye başladı;
bismillahirrahmanirrahim. And olsun ki insanlar bu
asırda hüsranda ve ziyandadırlar, ancak iman eden ve
salih amel işleyenler bir de birbirlerine hakkı ve sabrı
tavsiye edenler müstesna..


Sonrada dedi ki; evladım o bulduğun hazine senin
olsun. İnşallah hayırlı işlerde kullanırsın. Senin de ve
etrafının da hayrına olur, diyerek adamı yolcu etti.
Adam yolda şu lafı kendi kendine söyleyerek
gidiyordu: Harabat ehline hor bakma.. şakir defineye
malik viraneler var..


Köyüne döndü tüm hazineyi fakir fukaraya dağıttıktan
sonra geriye dönüp o yaşlı zata nice seneler hizmet
yolunda devam etti. Bazen bazı nefislerin zehre
ihtiyaçları vardır. Çünkü çivi çiviyi söker, boşuna
söylenmiş bir laf değildir. Sakın bir aptallık yapıp da
dur şu aktardan biraz zehir alıp içeyim de iyileşeyim,
demeyesin! A ham çoban.. O zehir de panzehir de
mana dükkanlarında satılan hal merhemleridir. Senin
de eline geçmez, benim de elime geçmez.

Free download pdf