SİMA'ÜL GAYB ( GÖKHAN IŞIKLI )

(GÖKHAN IŞIKLI) #1

dahi çok temiz işler içinde bulunmakla olur. gönlümü harap etmek isteyen yabancı bakışlı sahtekar dost
büründüğün postu sen aralamak istemesen de göz dediğin aciz varlıktan çok daha ötelere ulaşan var .hey
zehir küpüne batan sihirbaz düğümü, Sen yardım istediğin o zehirli ateşten dostlarınla yine hepinize
açılmış cehennem çukurlarına gidin.bu vadi sizin ayak basamayacağınız bir şekilde ne boyunuz nede
gücünüz yeter ama sizde anlayacak izan var mı ki habire kukla karga gibi leşi gagalar kalkarsınız gagalar
kalkarsınız. İnsanlık için en büyük tehlike şeytandan sonra insan şeklinde olan ama insan ruhu taşımayan
varlıklardır bunlar mahlukat maskesine bürünmüşler ve en adi en alt mevkidedirler. Zaten onları pis
kokularından siyah suratlarından, nefretlerinden ve merhametsiz oluşlarından gayet net anlama imkanı
bulursun .bazıları da et ten güzellik maskeleri takmışlardır en zehirli sokuş bunlarındır.hatta seni
aklından, yurdundan, işinden her şeyinden edebilecek yılan dilleri vardır.tabiri caizse çöplükteki manda
leşini sana en güzel yemekmiş gibi yedirebilirler. Bunların mekanları çoğu zaman gaflet zakkumlarının
süslediği lağım kokulu mekanlardır .gözlerine baktığın zaman alevli nefret görürüsün aman yarabbi bu
lanetlenmişleri sen bizden uzak eyle. Oğul sana bunları hikaye dinleyen dersten kaçmış çocuk kıyafetinle
okuyup zaman geçiresin diye yazmıyorum hepside gerçek sakın ola ki ya olur mu? Lafının tuzağına düşüp
bizden yetmiş bin fersah uzağa gitmeyesin. Bir miskal yaşanmışlık dökelim dünya ateşinin üzerine ve bir
miskalde ruh uçuşu birazda sabrın gül tozlarından ve mana deryasından adımlar atalım bakalım ki bu
karışım senin içindeki korlanmış istekleri huzurlu bir temiz su gözesine çevirecek mi?.hadi diyor
yanımdaki girelim içten içe mağarasın da kabuk bağlayan yaralarımızı tekrar kanatalım ki neşe bizim
semtimize uğrayıp ta gözlerimizi yeniden kör etmesin. Nefsimizi öyle güzel bir hale çevirelim ki nefis nefis
olmaktan çıksın mekansızlıkta kaybolsun ve o kayboluş kendi varoluşumuza kavuşsun.sözleri ve fani
sevgileri bu mağaranın dışında bırakalım ve sır kokusuna dokusuna elsiz dokunalım çünkü elin olursa
sınırın var demektir daha anlamadın mı ?neyin varsa o kadar da sınırlarla çevrilisin ve boyun da o kadar
dır .hepsinden silkinmedikçe silkinip uyanamazsın. Diriliş ve anlayış çorbasından bir yudum içmen için
ölüş gecesindeki düğüne gitmen lazım .açıklamak anlatmak süre gelen adetlerin içinde tembellere yada
anlayışsızlara yada mantığı dağınıklara sunulan hazırcık sofrası gibidir o sofradan kolayca yemek yemeğe
alışmış kişi artık kendi gücüyle bir şey keşfetmek zahmetine katlanmaz çoğu seyyah ın buldumcuk
hazinelerinin peşinde koşması gibi. Bilmez ki o hazine sadece görünüş olarak bir faide verir işin aslı
hazineyi yapandır. Hazine yapma kabilyetine sahip olandır yoksa habire kendi tenine cimrilik kazmasıyla
çukur eşmeye çalışan Yahudi gibi olur mu. Görse o tenin mezardaki kurtlara yem olacağını hazinesini en
zayıf yere gömer mi? Yani kendine ne kadar yatırım yaparsan yap bilgi ve maneviyat dışında hepsini
mezardaki iğne deliğinden geçinceye kadar dökmeye devam edeceksin cebindeki son dünya hırsını da
döktükten sonra ancak geçebilirsin o yerden.kader sen kendi elindeki bıçak la elma mı soyacaksın karpuz
mu keseceksin bilir ama söylemez.sende kendimcilik direksiyonunda hükema rolü oynarsın ama haberin
yoktur ki örümceğin ağındaki sanat eserinden. Sensizliğin bahçesinde hasret yastığına yaslandım ey
sevgili,günlerim sadece kendi acizliğime kol kanat germekle geçiyor.bilmiyorum kavuşma vakti ne zaman,
ne zaman gözlerim seni görecek .bakışım su içindeyken çöle döndü kurudu gitti senin olmadığın yerde
bende sensizlik çölündeyim. dilime sus zincirleriyle hükmediyorsun ey en değerli ey en güzel.halk bizi
saman balyaları arasındaki tane arayan kumru sanıyor,tane tane ayrılık göz yaşlarını döktüğümüzden
habersizce üstümüze mağduriyet gecesini örtmeye çalışıyorlar.sofram darmadağın kaşığım kırık ve
tencerem boş sadece sadelik sedası geliyor kulaklarıma. saçlarım toz toprak içinde ellerim kirli ,bir
zamanlar oyun oynadığım naz bağları şimdi çok uzaklardan görünen bir serap gibi .hey hat diyor dudu
kuşu gelen mektubun içindeki acı şerbet için hey hat. Sessizlik arayışındaki vakit ayrılık kervanına doğru
koşuyor.ne insafsızsın hey dünya zindanı ne insafsızsın vücud parmaklıkları ve ne insafsızsın sevgiliden
haber getirmeyen mana kuşları.merhamet diyor merhamet elini açan aşk dilencisi kimi eline çarpıp
geçiyor kimi hiç değer vermediği bir şeyler atıp gidiyor o yine gözlerini yummuş merhamet diyor
merhamet. gören onu dilenci sanıyor bende öyle diyorum ama verilenlere, avucundakilere kıymet

Free download pdf